Yazan: etiketiyok Mart 24, 2009
Sevgili dostlar
uzun süredir beklenen kara güneş albümlerini yayımlıyoruz…
Sitemizi ziyaret ederek albümlerimizi indirebilirsiniz…
http://karagunes.com/diskografi.html
YENİDEN(2008-2009)
Daha cok anadolu motiflerinin kullanıldığı albüm içinde ney, kemence,santur gibi enstrumanlar var…
EVRENİ DİNLE(2008-2009)
Bu albüm ise daha cok rock,reggae tadında bestelerden olusuyor…
Yine şirketsiz ve gönüllüler üzerinden tüm anadoluda dağıtılacak albüm konusunda herkesim desteğini bekliyoruz…
Parcalar herkesin paylaşımına açık….
Albümün dağıtımı ve üniversite senliklerinde konserler konusunda destek olmak isteyenler lütfen bize ulaşsın:
karagunes@gmail.com
sevgilerle
KARA GÜNEŞ
ALBÜMLERİ İNDİRMEK İÇİN:
http://karagunes.com/diskografi.html
not:bu metni dostlarınızla paylaşarak bize destek olun.
Yazı kategorisi: haber, kaynak | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Şubat 16, 2009
Aralık isyanı bütün önceki toplumsal mücadelelerden güç alırken, bizi inciten ve yaşamlarımızı esaret altına alan her şeye karşı genelleşmiş bir direnişin de zeminini döşedi. Gün be gün horlanmakta olan yaşam uğruna bir kavgayı körükledi. İsyanı kısa ömürlü bir havai fişek gösterisi sanan ve “hayat devam ediyor” deyiverip onu bir kenara atıp zayıflatanlara bir cevap olarak diyoruz ki, mücadele sürüyor, üstelik daha şimdiden hayatlarımızı yeni bir temel üzerine oturtmuş durumda. Hiçbir şey bitmedi; öfkemiz direniyor. Acımız yatışmadı; hâlâ buradayız. Sokaklarda, okullarda ve üniversitelerde, sendikalarda, kamu binalarında ve parklarda isyan. Sanatta da isyan.
Edilgin izleyiciler tarafından tüketilen bir seyirlik olan sanata karşı.
“Farklı” olanı dışlayan estetiğe karşı.
Kâr uğruna parkları ve halka açık alanları yok eden bir kültüre karşı.
Sesimizi bütün mücadele edenlerin sesleriyle birleştiriyoruz.
Konstantina Kunyeva ve isyan sırasında tutuklananlarla dayanışma içinde,
Mücadelemiz ve kendi kültürümüzle, devlet baskısına, toplumsal dışlanmaya ve medyanın yıldırma ve yanlış bilgilendirme çabalarına cevap veriyoruz.
Kaynağını “Sanat”tan alan bu girişimle, (herkesin yaşamının sanat olduğu düşüncesiyle) herkesin ve her birimizin yaşayış sanatını ortaya koyabilmesi ve kültürü ıslah etme tecrübesini yaşamak için gerekli ortamın bize geri verilmesini istiyoruz. Kimsenin ve hiçbir şeyin aracılık etmediği, açık ve herkesçe ulaşılabilir sanat istiyoruz.
Yunan Ulusal Operası’nı özgürleştiriyoruz, çünkü adı üzerinde o herkesin.
Her şeyi baştan alma ve sanatın rolünü yeniden keşfetme ihtiyacı hissediyoruz.
Özörgütlenme yöntemleriyle, kültürü kolektif yaratıcılık ürünü olarak gören herkese, hep birlikte özgür, yaratıcı eylemlerde bulunmayı teklif ediyoruz.
Bizden çalınan kültürü kurtarmak ve geri almak için.
HER AKŞAM SAAT 9′DA ÖZGÜRLEŞTİRİLMİŞ OPERANIN GENEL MECLİS TOPLANTILARI VAR.
SOKAKLAR SAHNEMİZ
İSYAN SANATIMIZ
Özgür Opera-törler
Yazı kategorisi: bildiriler | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Şubat 14, 2009
Geleceği unut. Beklediğin umut ettiğin büyük güneşli günü unut. Bütün evrenin merkezinde oturan egonu çöpe at. Cenneti, cehennemi ve emirler yağdıran allahını unut. Ölümsüz ruhunu unut, bedeninle ölüp gidecek bir gün çünkü o. Kutsal saydığın şeylerin neden kutsal sayılmaya başladığını hatırlamazsın bile, unut bütün bu ahlaksal zırvaları. Ahlakı unut.
Seni çöpe atan sonra da o çöpe bir yudum ekmek atan sahibine beslediğin minneti unut, suratına tükürebilirsin o ekmeği. Utanma sana ekmek veren kişinin elini öpmeyi öğrettiler ya, utanma sakın kusabilirsin de bütün hepsini. “Ekonomik özgürlük” emek tutsaklığıdır. Uzmanlaşma ve işbölümüne dayalı uygar dünya yapabileceklerimizi çoğaltmış gibi görünse de yapamayacaklarımızı çoğalttı. Bilgisayarların para transferlerinde kullanılması ve paranın artık bitlerle taşınıyor olması; kredi kartlarının çoğalmasını ve bununla birlikte borçlanmanın ulaşabileceği en yüksek seviyelere ulaşmasını sağladı. Bu durum geleceği olmayan bizlere gelecek için bir var yarattı. Borçlandığımız bankalar, bağlı olduğumuz kurumların borçlandığı diğer kurumlar bizi gelecek için satın aldılar. Gelecek on yıllar içinde onlar için çalışacağız. İşte krizin anlamı budur. Burada böylece bağırıp gideceksin. “Yaşasın emekçiler, yaşasın üreten eller” Vicdanın bir nebze rahatlamış olacak ve döneceğin yer yine o çöplük. Bulunduğun, şu anda üzerinde ağladığın köprüyü parçala. Yakışıklı ve güzel suratlarıyla eblek eblek sırıtan ve sana düşmanlarının kim olduğunu söyleyen haber spikerlerinin kaderini değiştir, kırmızı düğmeye bas kapansın, silinsin dünyadan ve at pencereden aşağıya televizyonunu. Şehri nasıl kullanacağımızı belirleyen yolları unut bütün yolları değiştirelim, arabaları unut; pedallara davran, bacaklarının varlığını hatırla ki bizi sürekli aynı çemberin içinde hızlıca dolaştıramasınlar bir daha ve döndürüp dolaştırıp alışveriş merkezlerinin önüne atmasınlar bedenlerimizi.
Bayrakları, sınırları, bütün kurumları yak. Bedenin ve bütün yalnızlığınla diğer bedenlerin içinde dolanıyorsun ama hiç birine dokunmuyorsun bile, köstebek gibi geziyorsun sokakta. eşcinsel, kadın, erkek, kürt, yahudi, ermeni derken aslında kim olduğunu biliyor musun? bilebilir misin? ne yapabileceğini biliyor musun ya da aslında ne yaptığını? Üreten ellerinin neyi ürettiğini biliyor musun? “Devlet olmazsa herkes birbirini öldürür” derken devletin öldürdüğü bedenleri sayabiliyor musun? Kendi iradeni teslim ettiğin kişileri tanıyor musun? Can sıkıntısıyla geçirdiğin bütün ömrünü hatırla. Hapishanenin parmaklıklarını görüyorsun bütün geçmişinde. Bütün geçmişinde acı var. Sanma ki bu acı seni öbür dünyada mutlu kılacak. Bu acı sadece seni daha güçsüz kılacak ve bu güçsüzlük seni yiyip bitirecek.
İletişimin olmadığı, kuru, gri bir coğrafyada, belirli ağlar içerisinde, dış etkenler tarafından sürükleniyorsun. Bu ağ içerisinde sürüklenme kurumların içerisinden dışarıya çıkamıyor çünkü bu ağın kendisi dev bir kurum. Sürekli tekrarlanan sürüklenme; ne yapacağını bilemeyen, kendi gücünden, duygularının nedenlerinden habersiz, gücünü iktidarla karıştıran, iktidarsızlaşmayı güçsüzlükle karıştıran, arzularını istekleriyle karıştıran, sevmeyi sikmekle karıştıran insanları içinde barındırıyor. Farkında mısın sadece biyolojik bir pil işlevi görüyorsun. Arzular piyasaya çıkıyor, sesler susuyor, uzaktan da anlaşabilir bir hale geliyoruz. Sana her baktığımda kendimi görüyorum. Herkesin yüzünde kendimi görüyorum. Birey ölüyor, ben ölüyorum, sen ölüyorsun; her şey ötekileşiyor ve ben artık aynaya baktığımda seni görüyorum. Sürekli sesler duyuyorum, birbirinin aynı tonlamalarla krizden ve savaştan bahsediyorlar. Obama’dan ve bush’tan. Bir virüs gibi çoğalan gündemler trafiği arttırmak bir yana spekülasyonları olanaklı kılarak pasif, bağımlı, salak vatandaşlar olmamızı sağlıyor.
Yine de yılmayacaksın biliyorum. Yılma koş geleceğe, seni orada bekleyen koca bir hiç var.
Yazı kategorisi: Uncategorized | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Ocak 30, 2009
*2 Aralık 2008 ‘Nihai’ 2.Baskı-İstanbul 60 Adet
*SOLuCAN Fanzin yazarlarından Aşkın Yücel Seçkin’in ilk romanı ‘Nihai’ 15 Kasım 2008- İstanbul’da ilk baskısını yaptı.
Fotokopi-Ozalit baskı-ciltli olan kitap 105 sayfa olup İstanbul içi elden dağıtım yapılacaktır. İstanbul dışındakiler için; banka havalesi,posta çeki ile ödeme yapabilirlerse kargo ile yollanabiliyor: askin_yucel@hotmail.com
Bir başka seçenekte kredi kartı ile http://urun.gittigidiyor.com/Nihai_W0QQidZZ13920122 adresinden memleketin dört bir yanına ulaştırılabiliyor.
Kitapların her biri numeratör ile numaralandırılmış olup her numaradan bir adet vardır.
Fiyatı 7 YTL
(ürünün kendisini çıkarıp yeni baskılar yapmak ve başka projeleri gerçekleştirmek için kullanılacaktır.)
“Tersine dönmüştü akreple yelkovan arasındaki ilişki.”
“Bazen bir ayna bulursun, tutulursun, bakamazsın, hareket edemezsin, köşeler kapalıdır, çıktığını sandığın otoban bir raylı sistemdir aslında…”
SOLuCAN Co. 1
Nihai
Aşkın Yücel Seçkin
Kapak
Çağlar Atalay
Düzeltme
İrem Güven
Bilge Seçkin Çetinkaya
Baskı ve Cilt
Fotokopi – Ozalit
1.Baskı
İstanbul – 60 Adet
2.Baskı
İstanbul – 60 Adet
IABN(International Abnormal Book Number): 888-888-888-X
SOLuCAN Co.
http://www.sol-u-can.com – sol_u_can@hotmail.com
Yazı kategorisi: Uncategorized | Leave a Comment »
Yazan: suyu Aralık 18, 2008

Ufuk A.
Yazı kategorisi: Uncategorized | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Aralık 13, 2008
Yazı kategorisi: haber | Leave a Comment »
Yazan: suyu Aralık 12, 2008

Antipop
Yazı kategorisi: Uncategorized | Leave a Comment »
Yazan: suyu Aralık 11, 2008

Atina Gerçeküstücüler Gurubu, Aralık 2008
Sosyal baskının en ağırı soğukkanlılıkla vurulmaktır. Kaldırımlardan sokulup polis kalkanlarına ya da ticaret tapınaklarına fırlatılan her tas, gecenin karanlığında gökyüzünü aydınlatan her şişe, onların ve bizim bölgelerimizi bölen sokaklara kurulan her barikat, insanları tüketici olmaktan çıkaran devrim ateşinin her alevi ışığında ayın altında kaldırılan her yumruk, sadece direnişe kol kazandırmıyor ama özgürlüğe gövde veriyor. Şimdi hissedilen bu özgürlük hissi çocukken sabah kalktığımızda hissettiğimiz ve her şey olabileceğimiz anlardaki hislerimize benziyor her şey olabiliriz uyanmış yaratıcı insan olarak bizden beklenen “itaatkâr nesne”, “öğrenci”, “yabancılaşmış isçi” “mülk sahibi” “aile kadını/erkeği” olmak zorunda değiliz artik. Özgürlük düşmanlarıyla yüzleşiyoruz artık, onlardan korkmuyoruz. Bu yüzden eskiden olduğu gibi işlerine dönmek isteyenler korkuyorlar. Özgürlüğün hayaleti her zaman dişlerinin arasında bıçak tutarak gelir, zincirleri kırmak için şiddet bu zincirlere bağlı olarak sefalet içinde yaşayanları özgürleştirir. Yine de 6 Aralık cumartesi akşamından beri bu ülkenin şehirleri düzgün işlemiyor, alışveriş terapisi yok, bizleri işe götürecek açık sokaklar yok hükümetin durumu düzeltme inisiyatifine dair haber de yok, insanları endişeden uzak alışverişe yönlendirecek tv programları da yok, meydan gecelerinde arabayla gezmeler yok vs. vs. vs. Bu günler ve geceler tüccarlara, tv sahiplerine, bakanlara ve polise değil, Alexis’e ait.
Gerçeküstücüler olarak binlerce başka insanin yanında, başından beri sokaktayız ayaklanmayı paylaşmak ve dayanışmak için; gerçek üstücülüğün nefesi sokaklarda olduğu ve sokakları asla terk etmediği icin.
Polis cinayetinin ardından devlet katillerinin önünde sokağın nefesi ve direniş çok daha yaratıcı bir hale dönüşmüştü. Harekete yol vermek elimizde değil ve gücümüzü aşıyor. Yine de özgürlük mücadelesindeki sorumluluğumuzun farkındayız. Olayların bütün yüzleriyle ayni fikirde olmasak da ve özellikle şiddet kullanımına katılmasak da, bu olayların bir neden yüzünden ortaya çıktığının bilincindeyiz.
Bu ateşli nefesin gücünü kaybederek sönmesine izin vermeyelim!
Hadi bunu betondan bir ütopyaya dönüştürelim: dünyayı ve hayati dönüştürelim!
Polisler ve onların efendileriyle uzlaşmak yok!
Herkes sokaklara!
Öfkeyi hissetmeyenler susmalıdırlar!
Yazı kategorisi: bildiriler | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Kasım 3, 2008
Sitüasyonist Enternasyonal
Bill Brown, Jan D. Matthews, Guy Debord
Altıkırkbeş Yayınları / Yayınevi Genel Dizisi
192 sf.,2008
Yayın Yönetmeni: Kaan Çaydamlı
Kapak Tasarımı: Erol Egemen
Hazırlayan: Şenol Erdoğan
Çeviri: Merve Darende, Melis Oflas, Artemis Günebakanlı
KISA:
Geç kalmışlık, hep…
Aslında Türkçede çok önemli 3 Sitüasyonist metin sunuldu bize (ki bunlara içerde dipnotlar verildi), “azınlık” tarafından önemsendi bu metinler salt, doğal olarak da satmaları on yılı buldu, sürüyor…Hep olduğunca b filmi tadındaki ülkelerde tarih,nesneleştirilir ve satılır, kapitalin malı edilir. Sözde muhalif de kör alıcı konumundadır. Bu her an “enternasyonal”in de başına gelebilir, “piyasa” bunu gösteriyor. Debord’un “satıldığı” bir dünyada sanırım “gösteri”den bahsetmeye artık gerek yok. Blisset’in dediğince: “Debord harbiden öldü” ama “akbabalar” yaşıyor. Kültür seviciliğin kuşları…
Bu kitap neden ortaya çıktı: katıldığımız bir Sitüasyonizm üzerine panelde, iki akademisyenin nasıl zırvaladığını gördükten sonra alınan karar neticesinde ortaya çıktı. Enternasyonal’in “yığın” halinde külliyatını bütününden neredeyse bir şey anlamayacak olan insanların önüne koymak anlamsızlığın ta kendisidir. Manifestosal bütüne pratiksiz bugünden bakmanın saçmalığı üzerine konuşmaya da hiç gerek yoktur. Yapılması gerekenin ne olduğu üzerine değerli insanların katılımı ve fikirleriyle kısa bir yürüyüş sonrasında alınan karar şuydu: “nedir” sorusunun net cevabının verilmesine yaklaşılması ve tam anlamıyla pop yapılanmadan uzak “hap” kavramı dışında bir “giriş” sunarak; bu, “nedir” ortadan kaldırışını çok yönlü beslemek. Bu oldu.
Son olarak, kitabın yazarları da çevirmenleri de eserlerinin yayın haklarını ÖZGÜR BIRAKMIŞLARDIR. Bu kitabın hiçbir hakkı mahfuz vs değildir. Arka kapakta yer alan (bu )linkten de isteyen indirebilir. Bu kolektifte zevkle emek veren herkese teşekkür ederiz.
GOD SAVE THE T.C
download:
http://www.4shared.com/file/67829472/1fef74cc/situasyonist_enternasyonal-645_yayinlari.html
http://www.altikirkbescopyleft.blogspot.com/
http://cyberzenarchy.wordpress.com/
Yazı kategorisi: haber | 2 Yorum »
Yazan: etiketiyok Temmuz 21, 2008
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlıkları tamamlanan ve Eylül 2007’de yürürlüğe konan “Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı” uyarınca,
“TSK ile benzer dünya görüşü olduğu bilinen sanatçı ve yazarlara öncelik verecek şekilde, seçilecek temaları işleyecek eserlerin hazırlatılması ve böylece hedef kitlelerin bilgilendirilmesi sağlanacaktır. Bu kapsamda bazı sanatçı ve yazarların desteklenmesi ve ön plana çıkarılması sağlanırken, TSK karşıtı fikir ve eylemleri ile bilinen sanatçı ve yazarların yıpratılması hedef alınacaktır.”
“Kamuoyunu yönlendirmek, TSK lehindeki duygu ve düşünceleri pekiştirmek, Atatürkçü düşünce sistemini yaygınlaştırmak amacıyla tanınmış yönetmen/ oyunculara sinema, TV, çizgi veya belgesel filmlerin çektirilmesi. Faaliyet durumuna göre açık yada örtülü olarak yapılacaktır. Yaptırılacak eser, tanınmış yazar, besteci veya şarkıcıya sipariş edilecektir. Faaliyetin maliyetinin karşılanmasına ihtiyaç vardır.”
“TSK’nın iç yapısına yönelik veya Yurt Sevgisi eğitimlerinde kullanılmak üzere çektirilen filmler doğrudan ve açık olarak yaptırılacaktır. Toplumu ve kamuoyunu yönlendirmek amaçlı sinema veya TV filmleri dolaylı yöntemler kullanılarak yaptırılacaktır. Bu kapsamda muharebe meydanlarının, şehirliklerin tanıtıldığı belgesel filmler de yaptırılacaktır. TV ve radyolarda yayınlanmak üzere tanınmış bir sanatçının sunduğu erbaş/erlerin, aileleri ile irtibat kurmasını, Mehmetçik dershanelerini, ambülans uçağı/helikopteri ile bir hastanın yaralının GATA’ya getirilmesi ve tedavisinin tamamlanması gibi faaliyetleri içeren TV filmi bir kurgu dahilinde tanınmış film şirketlerine, yönetmenine yaptırılacaktır.”
“Sinema filmleri ve/veya TV dizisi şeklinde yaptırılabilecektir. Kamuoyunda etkili olan ve yayımlanmaya devam eden dizi filmlere TSK lehine girdiler yapılması yoluna da gidilebilecektir. Sinema, TV veya belgesel filmlerin yapım maliyeti yüksektir. Bu maliyetin karşılanmasına ihtiyaç vardır. Halkla iletişimin sağlanacağı sürekli mekanların oluşturulması düşünülecektir. Örneğin; belirlenecek garnizonlarda Silahlı Kuvvetler müzeleri tesis edilebilecektir. Bu müzeler herkesin serbestçe girebileceği, mümkünse şehrin merkezi yerinde olacak ve TSK’nın tarihini yansıtan ve diğer ordulardan farkını ortaya koyan obje ve dokümanlarla donatılacaktır.”
Yazı kategorisi: haber | Leave a Comment »
Yazan: değil Mayıs 5, 2008
Pesüs
I
Ben denizin kumları üzerinde durdum
Bir heykel tadında olan ve bunu geçen
Bir şekilde denizin kumları üzerinde durdum
Durdum ki, şehrin son kalıntısı onu unutmak olsa gerek
Diyordum. Ve bütün ayrıntılarından sıyrılmış bir düzlüğün
Ayrı bir nesne gibi, daha sonra da
Hiç görmediğim bir yaratık gibi üstüme gelmeye başladığı
Bir şey olsa gerek
Ben bunu duyuyordum. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: şiir | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Kasım 5, 2007
varolan çerçeve, teknolojinin karşı konulamayan gelişimi ve bunun toplumsal yaşamımızdaki anlamsız olası kullanımlarının [yarattığı] hoşnutsuzlukla birlikte, gün be gün artan yeni beşerî kuvveti boyunduruk altına alamaz. bu toplumdaki yabancılaşma ve tahakküm, bir kısım değişkenler arasında dağıtılamaz; lakin yine aynı toplumun kendi içinde, hep birlikte reddedilebilir yalnızca. bugünkü çok-biçimli krizin devrimci çözümüne kadar tüm gerçek ilerleme açıkça askıya alınmıştır.
gerçekten de [özgün bir şekilde] “üretimi, üreticilerin özgür ve eşit birliği temelinde yeniden örgütleyen” bir toplumdaki yaşamın örgütsel perspektifleri nelerdir?
Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: kaynak | 1 Yorum »
Yazan: suyu Temmuz 26, 2007
art-ist dergisinin Situasyonist Enternasyonal sayısında yayınlanmış bir yazı…
TERÖRÜN AVANGARDI
Duna Maver
Her ekonomi nihai olarak kendini zaman ekonomisine indirger, demişti Marx bir yerlerde. Ve vice versa, zaman kendini ekonomi, ölçme ve kar için dolaşıma indirger. Zamanın saatle simgelenmesi yaşamın mübadele kurallarına göre örgütlenmesi için gerekli olmuştur. Kapitalist gelişimin başlangıcında, tüccarlar uzamın hesaplanabilirliğinin bir sonucu olarak zamanın bedelini keşfettiler. Ticaret ve mal mübadelesi uzam içinde hareketi gerektirdi ve bir
noktadan hedefe doğru hareket içinde geçen zamanın hesaplanması kronolojik zamana para-formu iliştirme uygulamasına yol açtı. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: kaynak | Leave a Comment »
Yazan: etiketiyok Haziran 25, 2007
DOLAŞIMDAN ÇIKIN. SOKAĞA, İSYANA KARIŞIN!
Yazı kategorisi: bildiriler | 10 Yorum »
Yazan: etiketiyok Haziran 25, 2007
Koç Holding İstanbul Bienali’ne 10 yıllığına sponsor olduğunu açıkladı. Sosyal sorumluluk sahibi Koç Holding ve İstanbul’un sosyal işler tekeli iksv’nin işbirliğiyle düzenlenen İstanbul Bienalinin bu yılki konusu “İmkânsız Değil, Üstelik Gerekli — Küresel savaş çağında iyimserlik”.
Dünyanın önde gelen zırhlı araç tasarım ve üreticilerinden olan Koç Holding’e ait Otokar’ın zırhlı araçları, bugün 15′ten fazla ülkenin ordusunda aktif olarak görev yapıyor. Araçlar ABD’de bulunan özel test merkezlerinde değerlendiriliyor.
İyimser olun. Cobralar, Akrepler ve daha birçok savaş aracıyla Koç Holding küresel güvenliğinizi sağlarken sergi salonlarında rahatlıkla şaraplarınızı yudumlayacaksınız.
Yazı kategorisi: haber | 2 Yorum »